Neden?

Aslında günlük hayatta, çok fazla duyduğumuz bir kelimedir bu. Kendi başına yetebilse de sonrasına birçok nesne ve tümleçler eklenerek yüzlerce soru üretilebilir. Bugün benim cevaplayacağım soru ise, “neden buradayım?” Size bu sorunun cevabını, yaz akşamlarının vermiş olduğu, pencereyi sonuna kadar açabilme özgürlüğü ve soğuk elmalı sodam eşliğinde anlatmaya çalışacağım.

Yazmak aslında, iç dünyanızda yaşadığınız birçok şeyi, en güzel anlatma biçimidir. Bu kulübe katılırken, aklımızda her şeyden öte bu vardı. İşte burada olmamın sebebi bu. Ama beni bu noktaya taşıyan ise pek güzel geçmeyen çocukluğumun ve arkasından halen devam etmekte olan yıkılışlarım oldu. Hayat, tam her şeyi toparladım derken, ani bir deprem ile tekrar alt üst her şeyimi. Bunlara ek olarak, hayat akışında yaşadığım birçok güzel anı da.

Çocukken, her istediğim şeyi elde edemezdim. Maddi durumu pek iyi olmayan bir ailede yetiştim. Üstelik benim lise çağlarım, günümüzün aksine gelir farklılığının çok fazlaca hissedildiği dönemlere denk geldi. Çok fazla oyuncağım olmadı. Birçok kez heves etsem bile ağladığımla kaldım hep. Arkadaşlarım renkli telefonlara geçerken, ben anteni olan Erikson telefona sahip oldum diye sevinirdim. Ben renkli ekrana geçtiğimde, onlar telefonda Gamze Özçelik pornosu izleyebilecek teknolojik seviyeye gelmişlerdi 🙂 Bu süreç hiç değişmedi. Akrabaların eskilerini giymek, sosyal yaşantıdan uzak kalmak gibi şeyler bana çok normaldi. Liseye giderken günlük 5 lira harçlık alırdım. 2 lira minibüse harcardım. 1 liraya yiyecek bir şeyler alır, geri 2 lirasını saklardım. Çünkü daha önce o 2 lirayı bile alamadığım için okula gidemediğim olmuştu. Kısacası fakirliğin aslında dibini gördüğüm çok zamanlar yaşadım. Tabii parasızlığın yol açtığı bir başka sebep ise aile içindeki sorunlar. Sürekli tartışmaların içinde, odama kapanarak uzaklaşmak istediğim bir aile ile birlikte büyüdüm. Çoğu kez gözyaşı döktüm. Ama artık bağışıklık kazandığım için hiç etkilenmiyorum. Bu sürekli ağrı kesici kullanan birisinin, o ilaca bağışıklık kazandıktan sonra, bir gün ağrısı için ilaç kullanıp ama geçmediğini anladığı an gibi.

Sonra büyüdüm. Bir işe başladım, kendi maaşımı kazanır hale geldim. İkinci maaşımda kredi çekip, ödenmemiş 1 yıllık kirayı ödedim. Yani yine kredi borcuna girip, elimde bir hiçle dolaşmaya başladım. Şimdiyi sorarsanız maddi açıdan iyiyim diyebilirim. Güzel kazanıyorum ve şu zamana kadar parasızlık yüzünden yaşayamadığımı, hızlı bir şekilde yaşamaya çalışıyorum. Ama mesela çocukluktan gelen travmalarım mevcut. Mesela Nesquik’e çok heves ederdim ama çocukluğumda hiç yiyemedim. Şu an alabilecek param varken, halen onu alamıyorum. Ben buna “nesquik sendromu” ismini taktım.

Maddiyatın dışındaki faktörlere, zamanla uzun uzun değineceğim zaten. Özellikle hayatıma giren, çok sevip ama sevilemediğim veya birbirimizi sevsek bile farklı sebepler yüzünden ayrılmak zorunda kaldığımız insanlardan bahsedeceğim. Para bir kenara, zaten hayatımda bir çok şeyi değiştiren, önceliklerimi belirlememe sebep olanlar, bu insanlar oldu. Mesela çok fazla değer vermemeyi, sevdiğim zaman hayatımın merkezine koymamayı öğrendim. Bu yöndeki eğitimim uzun ve acı oldu ama sonunda doğru yolu buldum. Çok değişik anılar yaşadığım anlar oldu. Kendimi bir Truman Show’da hissettiğim anılar hem de. Bazen tanrının benimle dalga geçtiğini, onun oynadığı bir simülasyondaki sevilmeyen karakter olduğumu hissettiğim anlar.

Elbette hayatım, tamamen kötülüklerden ibaret değil. Aksine kendi yarattığım dünyamda, tüm bu kötü anılara rağmen güzel şeyler yaratmayı başardım. Mutlu olduğum bir çok anı yaşadım. Bunu yalnız başıma kurmadım elbette. Hayatımda bir dost ve hatta zaman zaman öğretmen olan insanlarla başardım bunu. Bunların en belirgini ise burada bir şeyler yazmanın fikir babası Tamer’di. Zor anlarımda, mutluluklarımda her zaman paylaşmayı ilk düşündüğüm kişi oldu ve az önce bahsettiğim gibi bir öğretmen. Bu hayatta birbirimize bir çok şey kattık. Zaman zaman ne kadar zıt karakterler olduğumuzu keşfetsekte, bu zıtlığa rağmen birbirimize çok sıkı tutunduk. Belki de bu bizi birleştirdi ve aramızdaki ilişkiyi değerlendirdi. Kendisiyle yaşadığım birçok şeyi de elbette anlatmaktan geri kalmayacağım. Islak hamburger fobim vardır mesela. Bu anıyı başka bir yazıda anlatacağım. Beklemede kalın…

Şu an nasılsın derseniz eğer, iyiyim. Ama daha iyi olabileceğimi biliyorum. Bir şeyleri paylaşarak, içimi dökerek, başkalarına bir şeyler katarak daha iyi olacağımdan eminim. Benim “neden buradayım?” sorumun cevabı işte budur a dostlar.