Yeni Bir Dil Olarak: “Kindarca”

Ülkemiz her zaman olduğu gibi çok sert bir seçim sürecinden geçiyor. Demokrasisi 2018 yılında dahi oturamamış bir ülke olduğumuzu, meydanlarda her geçen gün daha iyi anlıyoruz. İnsanların birbirlerine karşı ağır ithamları, hasret kaldığımız huzur ortamından bizi giderek uzaklaştırıyor. Hem iktidar cephesi hem muhalefet cephesi, çok sert söylemlerle meydanlara indi.

Her seçimde alışkın olduğumuz klasik söylemlerin dışında, bu seçimde insanlar birbirlerini terör örgütü üyesi olmak ve ya onun sempatizanı olmakla suçluyor. Bu söylemler halen Türkiye toplumlarının özlerinde demokrasiyi ve daha önemlisi düşünce özgürlüğünü benimseyememiş olduğunu açık ve net şekilde gösteriyor.

İşe iktidar partisi cephesinden bakacak olursak eğer, Akp seçmeni arkadaşlara söylemek istediğim tek bir şey var. Türkiye Cumhuriyeti tarihinde Pkk ve Fetö’ye Akp iktidarı kadar el veren olmadı. Oslo’da Mit ile Pkk’yı görüştüren, Habur’da teröristlere miting yaptırıp, ayaklarına savcı gönderen, birlikte türküler söyleyen bu iktidardı. Çözüm süreci adı altında Türkiye Cumhuriyeti sınırları içerisinde terör örgütüne tavizler verilip, hendekler kazılmasına göz yumuldu. Fetö’ye bu ülkede herkes küfür ederken, cemaat mensuplarını devletin kademelerine yerleştiren, vatansever subayları hapse atıp, Fetö’nün köpeklerini generalliğe yükselten, memur kademelerinde cemaat üyelerini dolduran, sırf cemaatçiler bu devlette yer edinsin diye diğer insanların hakkını yiyen, Fetö’nün savcısı Zekeriya Öz için “heykelini dikmeliyiz” diyen, Fetö’nün organizasyonlarına tüm devlet erkanıyla katılan bu iktidardı. Hatalarınızdan ders alıp, bu yanlışları tekrar etmeyeceğinizi dile getirmenize bir noktaya kadar sabrım var. Ama tüm bu bokları yemişken, diğer parti seçmenlerini Pkk sempatizanı olmakla veya Fetö’nün destekçisi olmakla suçlayamazsınız. Sizler Ergenekon adı altında Fetö’nün devleti ele geçirmesine ön ayak olurken, sizlerin dışında herkes bunun karşısındaydı. Şimdi lütfen artık susun ve kenara çekilin. En basit örneği Meral Akşener konusu. Şu an Akşener’in dokunulmazlığı yok. Fakat Cumhurbaşkanı ve Başbakan kendisini bununla itham ediyorlar. Yahu elinizde bir delil varsa, hukuki süreci başlatın. Ha yoksa o zaman susun kardeşim. Çünkü bir insanı böyle bir ithamla suçlamak, ölen yüzlerce insanın vebalini bu insana yıkamaya çalışmak demektir. Haksız yere bir insana iftira atmak, ağır kul hakkıdır.

Diğer taraftan iktidara, daha doğrusu onun seçmenine karşı yıllarca uygulanan bir hakaret furyası mevcut. Herkes istediğini savunmakta özgürdür. Toplumda herkesin değer yargıları farklıdır. Bu yüzden kendi değer yargıları çerçevesinde herkes istediği partiye oy verebilir. Bunu artık kabullenip, iktidar seçmenine karşı “koyun” ve “cahil” gibi hakaretler edilmesini saçma buluyorum. Psikolojik olarak bir insana hakaret edip, daha sonra “iktidara oy verme” demek büyük saçmalık. Zira insanlar bu ezilmişlik duygusuyla partilerine daha çok bağlanıyorlar ve artık gözlerini kör edecek, gerçekleri göremeyecek seviyeye ulaşıyorlar. Bu ülkenin yönetim biçiminin Cumhuriyet olduğunu unutmamak gerek. Yani her insan, istediği siyasi partiye oy atar ve görüşlerini yansıttığı kişileri yönetime getirir. Size göre yanlış olabilir. Fakat tekrar söylüyorum. Burada önemli olan şey, değer yargılarıdır. İktidar partisinin gençlerin büyük çoğunluğundan oy alamadığı aşikar bir durum. Ama yaşlı kesimin büyük çoğunluğu, gençlerin aksine iktidardan memnunlar. Yol yaptılar, hastahane yaptılar demeleri sizi rahatsız etmemeli. Çünkü onların yaşadığı zamanda bunlar yoktu. İstanbul’da yaşayan 25 yaşındaki bir insanla, Niğde’nin köyünde yaşayan 60 yaşındaki insanın derdi aynı olabilir mi? İnternet özgür değil diyor gençler, ama karşısındakinin o interneti zaten kullanmadığını unutuyor.

İşin özeti bu saçmalıklardan vazgeçin. Fikirlerinizi karşı tarafı bir takım suçlamalar ve hakaretlerle yıldırmaya çalışarak değil, onları akil bir şekilde ikna etmeye çalışarak aktarın. Karşınızdaki insana saygı duyun. Zira bölünmüş olan toplum, her geçen birbirinden daha da koparak ilerliyor. Bu kutuplaşmanın sonu hiç hayırlı olmaz demedi demeyin…